Evde pide yapmayı kafama uzun süre önce koydum. Tamam işte bu dediğim tarifi anca buldum. yemeksevdam.blogspot.com 'a bu muhteşemmm pide tarifi için çok teşekkür ederim. Ev fırınlarımız odun ateşiyle yarışamasa da inanın lezzet bakımından gerçekten ona yakın bir sonuç elde edeceksiniz. Hamur gerçekten çok başarılı ve kurumuyor. Kenarlarına sürdüğümüz yoğurtlu karışım yumuşak bir kenar yememizi sağlıyor. Düşünün ki dışarda yediğimiz pidelerin kenarlarını asla yiyemeyen kuzum bunu silip süpürdü.
Bu güzel olmamış anne, muhteşem olmuş yorumu beni uzun süre gülümsetti. Ayrıca o tatlı elleriyle çırptığı yoğurtlu karışıma bir sihir katmış, öyle dedi, sanırım o yüzden bu kadar lezzetli oldu. Siz naparsınız artık bilemiyorum :) Çünkü ben mutfağa geçer geçmez, hele de böyle hamurlarla oynayacaksam prenses hemen ardımdan mutfağa süzülür ve en tatlı sesiyle, - Sana nasıl yardım edebilirim anne? diyerek mutlaka kendine göre bir iş bulur. O saatten sonra havada uçuşan unlar, tezgahı dolduran kalabalık, sıraya dizilmiş dolmayı bekleyen tepsiler... Hiçbir şeyi gözümüz görmez, hedefe kilitlenir, arı gibi çalışırız. Arada kuzu sanki tv'de bir yemek programındaymışız gibi anlatmamı ister yaptıklarımı... Havadan sudan, dereden tepeden konuşup bir de bakarız ki mis kokular içinde herşeyi bitirmişiz. Sonuçta bana kalan o mutfağı tek başıma temizlemek olsa da, hamurları açtığım tezgahtaki un birikintisine adını yazıp bir de kalp çizip bana bırakmış bir mutlu pıtırcık tüm yorgunluğumu uçurur... Buyrun evimizi bir pideciye dönüştürme vakti:
Bu ölçülerle rahat 8-10 kişi doyar, tabi yaparken ben bunu bilmediğim için olduça fazla bir kısmını paket servis olarak yolladım :) Siz daha az kişi için yarım ölçü deneyebilirsiniz.
Malzemeler:
5 su bardağı un
1/2 pkt kuru maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
2 su bardağından 1 parmak eksik ılık su
İç harcı:
350-400 gr kıyma ( orta yağlı, kıymanız yağsızsa harcınıza biraz zeytinyağı ekleyin)
2 orta boy soğan ( rondoda çektim)
3 orta boy domates ( kabuklu rondoda çektim, eğer domates sosu kullanırsanız bir kase)
2-3 yeşil biber ( ince kıyılmış)
Biraz ince kıyılmış maydanoz
Eğer taze domates kullanırsanız ve domatesleriniz yeterince sulu değilse 1/2 su bardağına yakın su ( hafif sulu bir harcımız olması lazım)
Tuz, karabiber, arzu ederseniz pulbiber
Pişmeden önce kenarlarına sürmek için:
2 yemek kaşığı yoğurt
4 yemek kaşığı zeytinyağı
İkisini güzelce pürüzsüz olana kadar tatlı bir ele çırptırıyoruz ;)
Piştikten sonra kenarlarına sürmek için 1 yemek kaşığı tereyağı
Yapılışı:
Öncelikle un, maya, şeker ve tuzu harmanlıyoruz. Ilık suyu azar azar ekleyerek elimize yapışmayan yumuşak bir hamur yoğuruyoruz. Üzerini örterek ılık bir yerde 30 dk mayalandırıyoruz.
Bu sırada iç harcımız için kıyma, soğan, domates, biber, maydanoz, gerekiyorsa zeytinyağı, tuz ve baharatlar, gerekiyorsa suyu ekleyerek güzelce ellerimizle tıpkı köfte hazırlarken yaptığımız gibi yoğuruyoruz.
Hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler alarak unlu zeminde merdaneyle oval şekilde açıyoruz. Yani hep aynı yönde uzunlamasına :) Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine açtığımız hamurları koyuyoruz. 3 yada 4 tane yan yana sığıyor. ( Hamurları harçla buluşturmadan önce tepsiye koyma amacımız şekillerini bozmadan pişirebilmek, harçla taşımamız çok zor olur)
Kenarlarda 1/2 cm boşluk bırakarak 2-3 kaşık kıymalı harcı hamurun her yerine yayıyoruz. Bıraktığımız kenarları içe doğru katlayıp sadece kenar kısmına hazırladığımız sihirli yoğurtlu harcımızdan fırçayla sürüyoruz.
Tarifte 250-300 derecede ısıtılmış fırında pişirin diyor, ama benim fırınımın o ısıda kömür yapma olasılığı yüksek olduğu için 200 derecede ısıttığım fırında kızarana kadar pişirdim. Siz de fırınınızın huyuna suyuna göre kullanabileceğiniz en yüksek ısıyı seçin ki hamurlarınız kurumadan pişsin. Pide için bu yüksek ısıda kısa süre pişme önemli bir şeymiş.
Fırından çıkar çıkmaz pidemizin kenarlarına biraz tereyağı sürüyoruz ve pişen pideleri üst üste koyup mutfak beziyle kapalı muhafaza ediyoruz.
*İnanın en zoru şu 4'er 4'er pişirme safhası, bi dahaki mutfağımı profesyonel mutfak yapacağıma and içtim beklerken :)
*Ev yapımı olan her şey gönül huzuruyla yeniyor, ev yapımı ayran bu pideye çok yakışıyor.
*Bir tepsi pişerken diğerini hazırlama telaşınız, çıkan pideye sıcakken elinizi yakmadan tereyağı sürme çabalarınız, eğer hayatınızda bir kere bile aşçı olmayı hayal ettiyseniz er meydanına buyrun :)
*Eviniz, olmasını istediğiniz her şey olabilir, yeter ki siz isteyin...
Uzuuun bir aradan sonra yeniden merhabaaa. Tarifler, fotoğraflar birikti de birikti. Nerden başlasam nasıl anlatsam... Kardeşimi evlendirdik diyeyim ben size siz anlayın artık nasıl koşturduk... Ama böyle güzel şeyler için varsın koşturalım...
Eee okullar da açıldığına göre hepimiz düzenimize geri dönebiliriz. Tüm kuzular mutlu, eğlenceli ve başarılı; tüm öğretmenler ise huzurlu ve az yoruldukları bir öğretim yılı geçirsinler.
Dönüşüm, çok kolay ve çok leziz bir kahvaltılık/mezeyle-artık adına ne derseniz-olsun. Çokça yapıldı bu tarif içerisine direk yumurtanın kırıldığı versiyonuyla. Ben patatesli yumurtayla yaptım ve inanılmaz lezzetli oldu. Gerçek Kayseri pastırması olmasının bu lezzette payı nedir bilemiyorum ama denemeye değer.
Ben yaptığım ölçüyle 3 çanak elde ettim, 1 yumurta patateslerle karışınca fazlasıyla yetti. Siz yapacağınız sayıya göre ya da damak zevkinize göre miktarlarla oynayabilirsiniz.
Malzemeler (3 çanak için) :
8-9 yaprak çemensiz pastırma
2 küçük boy veya 1 orta boy patates
1 yumurta
Dilerseniz pastırmanın tuzunu da hesaba katarak tuz ilavesi yapabilirsiniz.
Yapılışı:
Muffin tepsisini hafifçe sıvıyağla yağlıyoruz. Çapraz şekilde 2 pastırma yaprağı yerleştiriyoruz. Böylece taban kısmı tamamen kapanmış oluyor. Kenarda kalan boşluk içinse pastırmayı kenar yüksekliği kadar keserek kullanıyoruz. Yani tabanda 2 kattan fazla pastırma olmasın. Kenara bir çanak oluşturma mantığıyla ilave yapın.
Zar büyüklüğünde doğradığımız patatesleri birkaç kaşık sıvıyağda sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Ya da kızartabilirsiniz.
Yumurtayı çatalla çırpıyoruz ve içine pişen patatesleri ekliyoruz. Bu karışımı tüm çanaklara eşit bir şekilde paylaştırıyoruz. 180 derecede sadece yumurta pişene kadar 5-6 dk ( fırından fırına değişebilir, takipte kalın) pişiriyoruz.
Sonrasında hafifçe çıtırlaşmış olan pastırmaları kenarlarından nazikçe yukarı çekerek servis tabağına alıyoruz. Fazla soğutmadan yemenizi tavsiye ederim.
*Başınızı hep umuttan yana döndüğünüz bir hafta olsun...
Hava çook sıcaaakkk, mutfakta olmak demek bu sıcakta daha da yanmak demek. Ama ne mümkün uzak kalmak? Birkaç gündür mutfak performansım akşam eve girip apar topar yemek hazırlayıp sofra kurmak şeklinde ilerliyor. Neyse ki kahvaltılarımız hep uzun ve keyifli :) Birazdan vereceğim tarif bildiğimiz domates soslu köfteler gibi değil. Sosu daha çok kıvamlı bir domates çorbası gibi. Köftelerin lezzetini de alınca ekmek banması çok zevkli. Tabi evde ekmek olmayınca ben bi de küçük bazlamalar yapıverdim yanına.
Köfte için bir tarif vermiyorum, yumurtasız, ekmek eklenmiş bir köfte harcı yoğurdum ve az yağlı tavada hafifçe kızarttım. Tadını sevdiğiniz herhangi bir köfte tarifinizi kullanabilirsiniz.
Ben bu tarifi kızımın babaannesinden öğrendim ve yıllar içinde uygularken kendimce bir ölçü geliştirdim. Sanırım bir göçmen yemeği, ama çok lezzetli, mutlaka denenmeli. Fotoğrafta gördüğünüz boyutlarda bir fırın kabı için çok ideal, daha kalabalık sofralar için iki katına çıkarabilirsiniz. Kimi zaman bonfileyi de bu şekilde pişiriyorum, fikir olsun.
Malzemeler:
1/2 kg kıyma ile hazırlanmış sevdiğiniz bir köfte( yoğurulup birkaç saat dinlendirilmiş köftenin lezzeti çok farkediyor bence bunu atlamayın)
1 su bardağı kendi hazırladığınız domates sosu veya rendelenmiş domates
2 dolu çorba kaşığı un
1 su bardağı su ( et suyu da olabilir)
Biraz zeytinyağı ve tereyağı
Eğer domateslerin rengi istediğiniz kırmızılıkta olmazsa 1 çorba kaşığı salça ekleyebilirsiniz.
Yapılışı:
Yağları bir tencereye alıyoruz ve eriyince domatesi ekliyoruz, kısık ateşte 4-5 dk pişiriyoruz. Sonra unu ekliyoruz. El çırpıcısı veya kaşıkla 1-2 dk çeviriyoruz. 1 su bardağı su ekliyoruz ve karıştırmaya devam ediyoruz. Sürekli karıştırmamız gerekiyor. Eğer kıvamı size koyu gelirse yarım bardak daha su ekleyebilirsiniz. Hafif kıvamlı olması daha makbul.(Hafif kıvamlı derken hala akışkan ama su gibi cıvık olmayan demek istiyorum). Bu kıvamı alana dek başından ayrılmadan ve sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Tuzunu ekledikten sonra bu sosu sıcakken köftelerin üzerine döküyoruz. Eğer ununuz topaklandıysa sosu blenderdan geçirip öyle ekleyin.
170 derecelik fırında üzeri hafifçe kaymaklanana kadar 10-15 dk fırınlıyoruz. Sonrasında suyuyla servis ediyoruz.
Bu sosu mutlaka son anda yapıp bekletmeden fırınlamak ve çıkınca da bekletmeden yemek gerekiyor. Bekledikçe kaymaklanması artacaktır ve yemesi çok da keyifli olmayacaktır.
* Güzelliklerin günlerinize yağmur gibi yağdığı bir haftasonu olsun :)
Birkaç gün öncesiydi. Bolca Birsen Tezer şarkıları dinlemiş olduğum, içimden akan coşkun sele kapıldığım bir gündü.. Geldim, yine bu tarifi buraya şarkılarla, inceliklerle anlattım da anlattım. Yayınlamadan önce, hep yaptığım gibi son kez okudum. İçim ısındı, gülümsedim ve yayınla'ya bastım. Yayınlamadı. Birkaç kez daha denedim, olmadı...
Ya sabır dedim, öylece bıraktım. Nasılsa taslaklara kaydetmiştir, nasılsa ordan bulur yayınlarım.
Birkaç saat sonra geldim, baktım, bomboş... Tüm yazdıklarım, içimden akan o naiflik.. Hepsi uçmuş, gitmiş... Yine geldim, o eski halimden eser yok şimdii :))
Bu güzel tarifi instagram'da büyük bir hayranlık ve zevkle takip ettiğim @inciminci (İnci Bak)'tan aldım. Her ay büyük bir merakla aldığımız yemek dergilerinin pek çoğunda onun imzası varmış meğer. Instagram kullanıyorsanız mutlaka takip edin, içiniz açılsın :) Ben kendisine bir de buradan teşekkür ediyorum..
Malzemeler:
3-4 büyük boy sert şeftali
2 yemek kaşığı damla çikolata ( istemezseniz 2 yk toz şeker, ben genellikle şeker ekliyorum)
Crumble hamuru:
125 gr un (1 tepeleme dolu klasik su bardağı)
70 gr dolaptan çıkarıp kullanacağımız soğuk tereyağı
50 gr toz şeker ( yaklaşık yarım su bardağı)
1 tutam tuz
1 çay kaşığı tarçın ( tarifte 1 yemek kaşığı)
Yapılışı:
Şeftalilerin kabuklarını soyup iri küpler halinde doğruyoruz. Pişireceğimiz fırın kabına şekerle harmanlayıp alıyoruz.
Crumble için; un, şeker, tuz ve tarçını çukur bir kapta harmanlıyoruz. Dolaptan çıkardığımız tereyağını fındık büyüklüğünde parçalar halinde doğruyoruz. Unlu karışıma ekleyip parmak uçlarımızla yağ ve unlu harcı harmanlayıp birbirleriyle bütünleştiriyoruz.
Yaptığımız şey hamur yoğurmak değil ve elde edeceğimiz şey de bir hamur olmayacak. Deniz kumu kıvamında bir karışım elde etmeliyiz. Tereyağı parçaları unlu karışımla iyice harmanlanmış olmalı.
Fırın kabındaki şeftalilerin üzerine bu kum kıvamındaki harcı güzelce yayıyoruz. 180 derecede ısıtılmış fırında üzeri güzelce kızarana dek pişiriyoruz. Ilıkken ve dondurmayla servis ediyoruz. Soğukken de harika. Altı yumuşacık pişmiş şeftaliler, üzeri ise kıtır kıtır bir hamur ile tam damaklara şenlik.
*Un yerine mısır unu, yulaf ezmesi vs, şeftali yerine vişne, frambuaz, elma, taze kayısı, mürdüm eriği vs kullanabilirsiniz.
*Hayat tam da böyle birşey işte. Sen planlar yaparsın, kararlar verirsin. Oldum sanırsın, nasılsa bi yol bulurum sanırsın. Onu şöyle bunu böyle isterim der aradığını bulurum sanırsın. Ve bir gün elinde koca bir boşlukla kalakalırsın. Yine aynı şeyi yazsan da ilk yazdığındaki sen olamazsın... Bazen göz görmez, gönül görür. Dur, bak, dinle, gör...
Mutlu haftasonları diliyorum...
Blog dünyasında açık ara bu yazın şampiyonu budur. Limonatayı bile tahtından edebilir, bizim evdeki küçük gurme için şimdilik öyle oldu en azından. Biter bitmez yenisini yaptım, pazarda reyhan aldığım tatlı, kibar amcadan ikişer demet almaya başladım.
Eğer fesleğen, nane ve türevleriyle aranız iyiyse bu içeceğe bayılabilirsiniz. Yapımı da öyle pratik ki yapmamak için bahaneniz bile yok :)
Bu arada hepinize güzel bayramlar diliyorum, bayramlarda hatırlanmak çok mutlu ediyor büyüklerimizi, en azından bir güncük ayırabiliriz değil mi? Hayatın bazı güzelliklerini saklayıp korusak iyi olur sanki.
Ben Serap Ablamın tarifini uyguladım, sadece şekeri 2 kaşık arttırdım o kadar. Bloguna tüm tarifleri evine kahve içmeye gittiğimde istesem nasıl verecekse öyle yazdığını bildiğimden gözüm kapalı yaptım, çok teşekkürler ablacım :)
Malzemeler:
1 demet reyhan ( ben mor reyhan kullandım ama yeşil varsa onunla da yapabilirsiniz)
7 kaşık şeker ( ben 9 kaşık ekledim)
1 limonun suyu ( veya 1 türk kahvesi fincanı sıcak suda eritilmiş 4-5 limon tuzu)
1 litre (5 su bardağı) sıcak su
Yapılışı:
Reyhanı güzelce ayıklayıp yıkıyoruz. Varsa çiçeklerini de kullanıyoruz. Bıçakla ince kıyıyoruz veya rondoda çekiyoruz. Büyük bir tencere veya kapaklı bir kaseye alıyoruz. Üzerine şeker ve limon suyunu ilave ediyoruz. Kaynamış sıcak suyu da ekliyoruz ve şeker eriyene dek karıştırıyoruz. ( Bu esnada tencere ocakta değil, herhangi bir pişirme yapmıyoruz)
Daha sonra kapağını kapatıp tamamen soğuyana dek dinlenmeye bırakıyoruz. Bu esnada reyhan o muhteşem rengini veriyor suya. Ve ince bir süzgeç veya tülbentten geçirip süzüyoruz. Elimizde muhteşem rengiyle ve enfes kokusuyla 1 litrelik içeceğimiz kalıyor. Bir kavanoz yada sürahiyle buzdolabına kaldırıyoruz ve iyice soğuyunca afiyetle içiyoruz.
*Bu yazıyı gelip tepemde ne yazdım diye okurken hayııırrr limonatayı kimse tahtından edemeeeeez diyen küçük gurmemin son yorumunu da şuraya iliştirerek bitireyim de yanlış bilgilendirme olmasın madem :) Dipdibe diş fırçalamayı sevdiğim, tam mühim bi işe koyulduğum anda bana söyleyecek bişeyi illaki olan, hayatıma her sabah güneş gibi doğan minik fındık kurdum; hayat seninle her gün bayram. Hayatınızı her gün bayrama çevirenleriniz yanınızda, yakınınızda, hatta dibinizde olsun her daim...
Ne çok kızanım var bi bilseniz tarifleri hep uzun aralıklarla eklediğim için. Tatili çocuk odaklı geçiren her anne (baba) gibi koştur koştur tatlı bir telaşla geçiriyoruz günleri. Anne kız evde oturabildiğimiz günlerde hayretler içinde bırakıyoruz sevdiklerimizi çünkü azıcık gezentiyiz :) Yine de evde de sıkılmaya pek vakit kalmıyor, siz de bir ev aktivitesi yapmak isterseniz mutluluğu garanti bu kurabiyeleri hemen yapın. Mis gibi tereyağı kokan, leziz mi leziz bu kurabiyelerle mutluluğu koklayın :)
Tarifi instagramda zevkle takip ettiğim Smilenaworld 'den aldım. Instagram kullanıyorsanız mutlaka takip etmelisiniz. Hayatı her yaptığıyla güzelleştiren kadınlardan biriyle tanışmış olursunuz :)
Malzemeler:
1 yumurta
1 su bardağı pudra şekeri
150 gr oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı
2 küçük çay bardağı nişasta ( buğday nişastası kullandım)
2 su bardağı un
1 çay kaşığı kabartma tozu
Dilerseniz limon kabuğu rendesi veya 1 çay kaşığı tarçın da ilave edebilirsiniz, ben eklemedim.
Yapılışı:
Önce yumuşak yağ ve pudra şekerini mikser yardımıyla krema kıvamı alana dek çırpıyoruz. Yumurtayı ekleyip iyice yedirene dek yeniden çırpıyoruz. Sonrasında beraber elediğimiz kuru malzemeleri de ekleyip hamuru elimizle toparlıyoruz. Şekillendirmeden önce üzeri kapalı bir şekilde buzdolabında (normal kısmında) 10-15 dk dinlendiriyoruz.
Sonrasında tüm şekilli kurabiyelerde yaptığım gibi hamuru iki yağlı kağıt arasında 2-3 mm kalınlığında açıyoruz. İki yağlı kağıt arasında yapmak hem mutfağımızı daha az kirletiyor hem de daha pürüzsüz kurabiyelerimiz oluyor.
Dilediğimiz şekildeki kalıplarla ( kalıpları kullanmadan önce keskin taraflarını hafifçe una batırıp çıkarırsak hamur kalıba yapışmaz) hamurumuzu şekillendiriyoruz. Bu aşamada tereyağlı hamur oldukça hassas ve kırılgan olacaktır, işimizi ne kadar çabuk ve dikkatli yaparsak o kadar iyi olur. Kestiğimiz kurabiyeleri bir spatula yardımıyla da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizebiliriz.
150 derecede önceden ısıtılmış fırında 10-15 dk beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Tabi fırınımızı iyi tanıyosak bu süreyi kendi fırınımıza göre ayarlayabiliriz.
*Şekilli kurabiyeler lezzetsiz olmak ve pişince formunu kaybetmek zorunda değil,
deneyin, pişman olmayacaksınız :)
*Bu haftanın ennn güzell olayı şüphesiz güzel arkadaşımın bana yaptığı sürprizdi. Gidip gidip sevdiğim yemek kitabını alıp bana yollayacak dostlar biriktirmişsem ne mutlu 35 yıllık ömrüme. Bir kez de buradan teşekkürlerimi yollayayım canıma, mutlulukla sarıldığım kitabımla beni buluşturduğu için :)) Bence siz de bir fenomen olan bu kitaptan mahrum kalmayın. Cafe Fernando-Cenk Sönmezsoy her evin mutfağında bulunmalı :))
Ev yapımı her şeye deliren, büyük bir iştahla tüketen bir çocuğunuz varsa her şeyi evde yapmak için didinir durursunuz. Büyük bir iştahla dediğime bakmayın, kürdandan hallice bir evladım var. Yediği şeyler sağlıklı olsa da tabak tabak yemekler yemiyor malesef. Böyle durumlarda hep anneyi içten içe kahredecek bir sürü yorum gelir ya çevreden, sanki yeryüzünde çocuğuna bilerek, isteyerek yemek yedirmeyecek tek bir anne varmış gibi... Siz kendi iç sesinize kulak verin, elinizden geleni yapıyorsanız gülün geçin.
Bu arada sağlıklı beslenme konusunda takıntılı bir anne olmadığımı da belirtmek isterim. Ara sıra küçük abur cuburların bence mahsuru yok.
Evde kalmış, yumuşamış meyveleri değerlendirmek için tamamen yaratıcılığınıza kalmış nefis meyve suları hazırlayabilirsiniz. Meyveler yeterince tatlıysa bence şeker eklemeden de kaynatılabilir. Ya da sonradan bal ilave edilebilir.
Ben kendi yaptığım şekli yazıyorum, siz hayal gücünüzü katmayı unutmayın.
Malzemeler:
4 mor erik
3 limon armutu
6-7 tane taze kayısı
1 orta boy şeftali
1 ajda çay bardağı şeker
1 lt su
Yapılışı:
İyice yıkanmış meyveleri çekirdeklerinden ayırarak kabuklu halde irice doğruyoruz. Toz şekeri ve suyu ilave edip arada karıştırmak suretiyle kaynamaya bırakıyoruz. Kaynadıkça meyveler giderek şekillerini kaybedip posaya dönüşmeye başlayacaklar zaten.
Bu aşamadan sonra ister karışımı blender'dan geçirin ister tel süzgüden geçirin seçim sizin. Ben tel süzgüden geçirdim. Eğer meyveleriniz tatsızsa kaynama safhasında mutlaka tadıp ona göre ilave yapın ama fazla da tatlıya kaçmayın bence.
Buzdolabında iyice soğuttuktan sonra afiyetle için.
*Dilerseniz hazır haliyle dondurma kalıplarına döküp meyveli buz yapabilirsiniz, dondurma niyetine yazın iyi gider.
*Dünyada olup bitenlere kayıtsız kalmak elbette mümkün değil. Tencerelerimizi kaynatırken, çocuklarımızı mutlu etmeye çabalarken hep yüreğimizde bir yumruyla mücadele ediyoruz. İnsan olmanın gereği olan bu duygu bence dil, din, ırk ayrımı yapmamalı. Tüm dünyanın sevgi enerjisinde buluşabildiği güzel günlere kavuşabilmeyi kalpten diliyorum...