12 Temmuz 2013 Cuma
Köz Patlıcan Salatası
Patlıcanın ustası annemdir. Hangi türlüsünü pişirirse pişirsin inanılmaz lezzetli yapar. Gerçi hepimiz için en leziz yemek anne elinden çıkmış olan değil midir? Ne mutlu bana ki benim için de bunları düşünecek bir kuzum var. Mutlu sofralarda yenmiş yemekler damaklarda daha başka bir tat bırakıyor. O yüzden elimden geldiğince özeniyorum sofralarıma, mutlu bir çocuğun hatıralarında rengarenk ve leziz izler bırakabilmek adına... Sofra aile demek çünkü, beraberce aynı ekmeği paylaşmak demek... Çalışan bir annenin çocuğu olarak her sabah ve her akşam aynı sofrada buluşmaktan asla mahrum kalmadık. Günü beraberce karşılayıp beraber uğurladık. Şüphesiz hayat koşturmacası içinde ayrı sofralara da çokca oturacağız, ama henüz kanatlarımın altındayken her anına doymak istiyorum beraber zamanlarımızın... Közlenmiş lezzetler henüz kuzunun damak zevkine hitap etmese de kendimi de mahrum bırakmıyorum... Kimi zaman sabah kahvaltısı için babamın siparişidir köz patlıcan salatası. Evet, sabah sabah bayıla bayıla yer. Öyle enteresan bir adamdır; asla ne pişirsem derdinde bırakmaz annemi. Sabah ve akşam menülerini kendi belirler. Dünyanın en kolay yemeğiymişcesine akşama mantı yapsan der ve gider. Biliriz ki o mantı mutlaka yapılır. Yakında mantı dosyasını da açıcaz merak etmeyin. Kendi acemi usulümce mantı yapılışını da anlatıcam burada. Şimdi hafif bir yaz lezzeti olarak bu salataya geçelim. Benim için rahatlıkla ana yemek bile olur, o kadar severim.
Malzemeler:
3 bostan patlıcanı
3 kapya biber
3 etli yeşil biber
2 domates
1/2 demet maydanoz
1-2 diş ezilmiş sarımsak
Zeytinyağı-limon
Yapılışı:
Patlıcan ve biberleri arzu ettiğimiz şekilde közlüyoruz. Benim favorim her zaman ocakta közlenip o yanık tadını almış şekildir. Sonrasında patlıcanları bıçakla 2'ye keserek içini bir kaşık veya çatalla çıkarıyoruz. Hafifçe ezip tuzluyoruz. Bu aşamada tuzlamak ve hafifçe yağlamak lezzette inanılmaz bir fark yaratıyor. Ve içini bıçakla değil çatal veya kaşıkla çıkarmak da kararmasını önlüyor.
Közlenmiş biberlerimizi soyarak ince ince kıyıyoruz. Sarımsak-zeytinyağı ve limonu çırparak sosumuzu hazırlıyoruz. Minik küpler halinde doğranmış domates ve ince kıyım maydanozla son dokunuşlarımızı yapıp sosla buluşturuyoruz. Arzu ederseniz tuz ilavesi yapabilirsiniz.
*Buradaki ölçüler tamamen fikir vermesi açısından verilmiş ölçülerdir. En doğru rehber her zaman damak zevkinizdir. Her türlü ekleme-çıkarmayı yapabilirsiniz.
*Nasıl ki aynı malzemelerle her elden apayrı bir lezzet çıkıyor, hayat da böyle. Kimi zaman aynı malzemelerle hepimiz farklı yollar çiziyoruz, kimimiz mutlu kimimiz mutsuz oluyoruz. Oysa ki hepimiz aynı kumaştan biçilmiş, aynı enerjiyle donatılmış kıymetli ve eşit varlıklarız. Bunu idrak edebilenlerden olabilmeyi diliyorum...
11 Temmuz 2013 Perşembe
Pastane Poğaçası
Öncelikle herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum, Ramazandaki o manevi huzurun da en kısa zamanda tüm ülkemizi sarmasını...
Artık sıcaklardan şikayet ettiğimiz günler kapımızı çaldı, elbette buyur ettik onları; sebzeler, domatesler, meyveler anca bu sıcaklarla olgunlaşacak, kızımın ayları öğrenirken ezberlediği şiirin Temmuz kısmı geldi aklıma: "Temmuz yakar kavurur, ekinleri oldurur". Bize düşen yanıp kavrulmak da olsa her mevsimin ayrı bir güzelliği ve gerekliliği var.
Bu aralar günlerim bol bol kitap okumakla ve gezmekten asla yorulmayan kuzucuğumu oradan oraya gezdirmekle geçiyor. Eğer bir kitap tavsiyesi isterseniz; Paulo Coelho'nun Elif'ini ve Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi'ni tavsiye edebilirim. Elif'te geçmiş, gelecek ve bugün'ün aslında nasıl da aynı zamanda yaşandığını, Elif'in sırrını, hayatla ilgili üzerinde çok düşüneceğiniz tespitleri bulacaksınız.
Kardeşimin Hikayesi ise, 2 günde çabucak bitirdiğim, okurken sonuna dair isabetli tahminler yürütsem de heyecanından birşey kaybetmeyen bir kitap. Duygularımız olmasaydı hayat acaba daha kolay mı olurdu? Evet duygularını kaybetmiş bir adamın dünyasına konuk oluyoruz bu kitapta, kimseye sarılamayan, bu yüzden sarılma makinesi yaparak bu ihtiyacını gideren bir mühendisin gizemli dünyası.
Şahsen ben, duygularımın olmasından son derece memnunum. Kızıma sarılmak, yarına hep umutla uyanmak, heyecanlanmak, hiç tanımadığın bir insanın derdine ağlamak gibi insani hisler olmadan hayat kupkuru olurdu. Siz de okuyun bakalım neler hissedeceksiniz.
Aslında şu kitaplarla ilgili ben sonsuza kadar konuşurum da siz hani poğaçalar yahu diyeceksiniz haklı olarak. Nedendir bilmem biz evimizde habire pastane usulü bişeyler yapmaya çalışırken dışarı çıktığımızda hep ev yapımı birşeyler ararız, bu yaman çelişki de bize pastane poğaçaları gibi tarifleri yaptırır :) Bu tarifi instagram'da "Aslcfc" adlı bir kullanıcıdan aldım, teşekkür ediyorum ona. Valla instagram alemleri çok renkli, henüz tanışmadıysanız tavsiye ederim, terapi niyetine her gün birkaç resim bakmak bile kafanızı dağıtıyor, böyle güzel tarifler öğrenmek de cabası. Haydi şimdi bu ay sahur sofralarınızı, sonrasında haftasonu kahvaltılarınızı, beş çaylarınızı renklendirecek pastane poğaçalarına geçelim:
Malzemeler:
1 su bardağı ılık süt
4 yemek kaşığı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 pkt yaş maya ( ben kuru maya kullandım)
4 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 yumurta ( akı içine, sarısı üzerine)
Yaklaşık 3,5 su bardağı un ( Un miktarı unun cinsine, kullandığınız bardağın boyutuna göre değişebilir o yüzden lütfen dikkatli ve azar azar ekleyin, hamur elinize yapışmadığı anda tamamdır.)
İç malzemesi;
Beyaz peynir, maydanoz karışımı ( ben beyaz peynirin erimesinden hoşlanmadığım için lor kullandım, siz de böyle tercih ederseniz lezzetinden emin olduğunuz bir lor kullanın, yada fazla yağlı olmayan bir beyaz peynir. İsterseniz patatesli veya kıymalı da yapabilirsiniz.)
Yapılışı:
Ben kuru maya kullandığım için mayayı direk unla harmanlayarak işe başladım. Siz yaş maya kullanırsanız mayayı ılık süt ve şekerle çözdürün. Sonrasında diğer malzemelerle ele yapışmayan, yumuşacık bir hamur elde edene kadar güzelce yoğuruyoruz. Üzerini örterek 45 dk mayalandırıyoruz. Sonrasında mandalina büyüklüğünde toplar alarak avucumuzda incelterek açıyoruz ve iç malzemesini koyarak D şeklinde kapatıyoruz.
Hepsini bu şekilde hazırladıktan sonra üzerlerine yumurta sarısı sürüyoruz ve 180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
Ben üzerine susam serpmedim, siz isterseniz susam veya çörekotu serpebilirsiniz.
*Gerçekten de ev yapımı bir pastane poğaçası elde edeceksiniz. Pastaneye gidince de artık ev yapımı limonata içersiniz :) Ne romantik oldu böyle, pastane- limonata filan, okuduğum kitapların etkisiyle başka bir boyuta geçmiş olabilir miyim?
*Neyse hayat tüm çelişkilerine rağmen yine de güzellll, ev yapımı mutluluklarınız eksilmesinnn :)))
4 Temmuz 2013 Perşembe
Susamlı Tırtıl Kurabiye
Verdiğim zorunlu mola nedeniyle sırada bekleyen tariflerim de haliyle birikti. Artık ağızlarımız biraz tatlansın diye tatlıdan devam ediyorum. Şu tırtıl kurabiye kalıbı hepimizin evinde vardır. Bi merak zamanında alınmış belki öylece bekliyordur, belki de türlü denemeleriniz kalıptan layıkıyla çıkıp bu şirin kurabiyelere dönüşememiştir. Benim de böyle anılarım oldu elbette. Ancak bu kurabiyelerle makus talihimi yendim :) Olayın sistematiğini de çözdüm. Birazcık dikkatle bu ağızda dağılan kıyır kıyır kurabiyelere ulaşmanız çok kolay. Tarifin aslında olmamasına rağmen iç güdülerimi dinleyerek hamura eklemiş olduğum susam, kurabiyelere boyut değiştirtti. Susamın ağızda yarattığı minik patlamalar bu basit kurabiyecikleri birer lezzet bombasına çevirdi. Sonrasında sade de tüketebilirsiniz, uçlarını eritilmiş çikolataya da batırabilirsiniz, ya da nutella sürerek de yiyebilirsiniz, her hal yakışıyor... Tazeliğini uzun süre koruması da cabası. Süt saatlerimizi keyifli hale getirdik bu kurabiyeler sayesinde, kızım süte banarak yerken çok keyif aldı. Tarif için sefertasitarifleri.com 'a çok teşekkür ediyorum. Ee çok konuştun hadi bi anlat bakalım derseniz şöyle;
Malzemeler:
125 gr oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı veya margarin
1 çay bardağı sıvıyağ ( ajda bardakla ölçüyorsanız 1-2 parmak boşluk bırakın)
1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta
1 pkt kabartma tozu
Yaklaşık 4 su bardağı un ( benim için tam 4 bardak yetti, unun cinsine göre değişebileceğinden dikkatli eklemekte fayda var)
1/2 su bardağı susam
Yapılışı:
Katı yağ ve pudra şekerini mikserle krema kıvamına gelene dek çırpıyoruz. Yumurta ve sıvıyağı ekleyerek yine çırpıyoruz. En son susam olacak şekilde diğer malzemeleri de ekledikten sonra elimize yapışmayan yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Hamur elinize yapışmadığı an un eklemeyi bırakın, kalıptan geçebilmesi için çok sert olmaması gerekiyor.
Şimdi geldik en önemli noktaya; kalıbı dolduracak şekilde hamur koyduktan sonra baş parmağımızla sürekli ileri ittirmek suretiyle parmak boyunda kurabiyeler sıkıyoruz yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye. Nazik ve sabırlı olursak kolayca yapacağımız bir aşama bu. Önemli olan parmağımızın sürekli ileri itmesi, yeterli boya ulaşınca da nazikçe çekmek. Tabi ileri iterken kurabiyenin kalıptan çıktığı forma uygun olarak kalıbı da kendimize doğru çekiyoruz. Tüm bu işlemleri yaparken kalıpta daima dolduracak kadar hamur olmasına gayret edelim ki daha kolay ve kesintisiz sıkalım.
Hafif aralıklar bırakmak yeterli olacaktır, kurabiyeler aşırı yayılıp kabarmıyorlar çünkü.
175-180 derecede ısıtılmış fırında çok kızartmadan, beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz.
Pişmiş kurabiyeleri tepsiden mümkünse soğuyunca ve oldukça nazik şekilde alalım. Çok hassas kurabiyeler çünkü.
*Susam kendimce eklediğim bir malzeme, eklemeyebilirsiniz, ama susam'a karşı değilseniz mutlaka böyle deneyin. Aynen pastane kurabiyesi gibi bir sonuç elde edeceksiniz.
*Pişirip sofranıza düşürdüğünüz her lokmanın huzurla yenmesini diliyorum.
3 Temmuz 2013 Çarşamba
Vişneli-Mısır Unlu Kek
Evimdeki stoklanmış mısır unlarını değerlendirme alternatifleri düşünürken bu uydurmasyon nefis keki elde ettim. Kekin tamamında mısır unu kullanmayı istediğimden ve bunun nasıl neticeleneceğini kestiremediğimden porsiyonluk silikon kalıplarda pişirdim. Kalıplardan sorunsuz çıktılar. Benim keklerimin bu tatlı yaz bronzluğuyla arz-ı endam etmelerinin sebebi kullandığım esmer şekerdir. Siz toz şeker veya pudra şekeri de kullanabilirsiniz. Mısır unu son derece hafif bir tat bırakıyor damakta. Bu lezzeti seviyorsanız daha önce yaptığım "Nefis Mısır Ekmeğine" de bir şans verin...
Yazın gelmesiyle evde az miktarda yapılmış, çabuk tükenen yiyecekler benim tercihim olmaya başladığı için kekleri bile mümkün olduğunca az ölçüyle yapıp süründürmeden tüketmek istiyorum. Böylece ne yiyeceklerimiz bu sıcaklarda ziyan oluyor ne de buzdolabımız doluluktan isyan ediyor.. Hem de yeni tarifler için bekleme sırası oldukça kısalıyor :)
Hemen çayınız demlenene kadar pişecek bu nefis kekler için neler mi gerekiyor :
Malzemeler:
1 yumurta
1,5 türk kahvesi fincanı esmer şeker ( şeker miktarını azaltmakta özgürsünüz, 1 fincan da yeterli gelecektir şeker konusunda endişeleriniz varsa)
1 türk kahvesi fincanı süt
1/2 türk kahvesi fincanı sıvıyağ
2,5 türk kahvesi fincanı mısır unu
1 çay kaşığı karbonat ( karbonatı birkaç damla limon suyuyla köpürterek ekliyoruz)
1 su bardağı dondurulmuş vişne yada istediğiniz başka bir meyve
Yapılışı:
Yumurta ve şekeri mikser kullanmadan el çırpıcısıyla çırpıyoruz. Süt ve yağı ekleyip
karıştırıyoruz. Mısır ununu ve karbonatı ekliyoruz, hafifçe karıştırıyoruz. Henüz donukken daha kolay kesildiği için vişneleri böylece minik parçalara kesip pürüzsüz bir görünüm kazanmış harcımıza ekliyoruz. (Vişnelerin ekşiliğini gidermek isterseniz biraz toz şeker serpip ekleyebilirsiniz)
Son kez karıştırıp silikon veya kağıt muffin kalıplarına paylaştırıyoruz. Ben 8 adet muffin elde ettim. Paylaştırırken vişnelerin her keke eşit miktarda denk gelmesine dikkat ediyoruz. 170-180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Tamamen soğumadan kalıptan çıkarmaya çalışmıyoruz.
*Şu Merkür neden her daim geriye gider anlamıyorum. Burcumun yönetici gezegeni olmasından mütevellit ben de habire geriye seyahatteyim. Aman siz de bu aralar iletişim sorunu yaşıyorsanız bilin ki sorumlusu Merkür :) Endişelenmeyin, geçer... Ne diyelim Diren Merkür, ilerle gari :)))
30 Haziran 2013 Pazar
Patatesli Çıtır Börek
Çıtır çıtır börekleri kim sevmez ki? Kahvaltıya yakışır, akşam yemeğine yakışır, 5 çayına yakışır. Hele de patatesli ve hafif acılı oldu mu karşı konulamaz. Bu börekleri çıtır yapan şey hem içindeki sirke hem de sıvı harca eklenen un.. Sirke börekte kullanırken ilk başta biraz tedirginlik yaratabilir, kokar mı ki endişesi taşıyabilirsiniz. Hiiiççç korkmayın kokudan eser yok. Tarif nefisyemektarifleri.com 'dan. Yine ölçüsü tam, sonucu garanti bir tarif daha. Teşekkür ediyorum kendilerine.
Hazır yufkalı börek yaparken mutlaka güvendiğiniz bir yufkacının yufkasını tercih edin, market yufkalarıyla o incecik açılmış mahalle yufkacılarının yufkası kıyaslanamaz bile... Tabi yurt dışındaysanız işiniz daha zor. Ama sanıyorum oralarda da bu soruna çözüm bir şekilde bulunabiliyor.
Tazecik aldığınız yufkaları buzlukta aralarına kağıt koymak suretiyle saklayabilirsiniz. Çözüldüğü vakit aynen tazeliğini koruduğunu göreceksiniz. Dar zamanlarınızda kurtarıcı olacaktır. Şimdi geçelim tarifimize:
Malzemeler:
4 yufka
1 su bardağı sıvıyağ
1 çorba kaşığı sirke
3 yemek kaşığı un
1/2 çay kaşığı tuz
İçi için:
4 orta boy haşlanmış patates
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 kuru soğan
1 çay kaşığı nane
1 çay kaşığı toz kırmızı biber
İsterseniz karabiber ve pulbiber
Üzerine:
1 yumurta
Dilerseniz susam
Yapılışı:
Sıvı harç için yağ, sirke, un ve tuzu çırparak boza kıvamında bir sos elde ediyoruz.
Yemeklik küçük doğranmış soğanı sıvıyağda çevirip öldürüyoruz, haşlanıp küçük doğranmış veya rendelenmiş yada ezilmiş patatesi ekliyoruz ve beraberce çeviriyoruz. Tuz ve arzu ettiğimiz baharatları da ekleyerek soğumaya bırakıyoruz.
1 yufkayı tezgaha yayıyoruz, her yerine harçtan güzelce fırça yardımıyla sürüyoruz, 2 yufkayı üzerine seriyoruz ve yine harcımızdan sürüyoruz. Yufkamızı istersek 4'e bölerek uzun ve büyük börekler yapabiliriz, istersek 12'ye keserek sigara böreği gibi küçük börekler yapabiliriz, tercih sizin... Ben 4'e böldüğüm yufkaların geniş tarafına patatesli harcı koyarak büyük sigara börekleri şeklinde sardım.
Tüm yufkaları aynı şekilde hazırladıktan sonra üzerine çırptığımız 1 tam yumurtayı güzelce sürüyoruz, istersek susam serpiyoruz ve 180 derecede önceden ısıtılmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
Sonrasında mutfak makasıyla istediğim boyda porsiyonlar kestim ben. Bu arada bu makaslar şahane; kesinlikle henüz edinmediyseniz almalısınız...
*Bu pratik ve gerçekten çıtır olan börekleri mutlaka deneyin, dilerseniz sırf patates yerine kıymalı-patatesli yada peynirli de yapabilirsiniz, her şekli şahane...
*Kıymetlilerinizle huzurla geçireceğiniz bir pazar olsun...
21 Haziran 2013 Cuma
Pratik Minik Kabak Haşlaması
Bloguma tarif eklemek henüz içimden gelmese de mutfağımda tencereler bir şekilde kaynıyor ve tariflerimi bekleyenlerin tatlı sitemleri de gün geçtikçe artıyor. En azından bu pratik mi pratik kabak mezesiyle hem onların gönlünü alayım hem de güzel blogumu da daha fazla öksüz bırakmayayım dedim. Malum artık yaz sıcakları zorlamaya başladı, menüler de hafiflemeye... Bu sıcak havada mutfakta ne kadar az vakit geçirip ne kadar pratik şeyler yaparsak o kadar iyi diye düşünüyorum. Şu sıralar evimizde misafir olan kardeşim ve kuzumun da favorisi olan bu meze; her yemeğin yanına yakışacak cinsten. Zaman içinde kendimce geliştirdiğim ( belki de zaten vardır, ben kendimce keşfettim o bakımdan kendimce geliştirdiğim diyorum) haşlama yöntemiyle sonrasında tuz eklemeye gerek kalmadan ve tuzun lezzetini haşlama aşamasında kabağa nüfus ettirerek lezzetli bir salata elde ediyoruz. Denemek isterseniz hadi buyrun:
Malzemeler:
1/2 kg minik kabak ( bulamazsanız normal kabağı da bıçakla aynı boyutlara getirebilirsiniz)
Bolca haşlama suyu ve tuz
Zeytinyağı
1/2 demet dereotu
İsterseniz 1-2 diş dövülmüş sarımsak ( kuzu sevmediği için ben koymadım)
Limon suyu
Yapılışı:
Kabakların kabuklarını soyuyoruz ve her bir kabağı 4 parçaya kesiyoruz. Dilerseniz bir pilav tenceresine dilerseniz genişçe başka bir tencereye bolca su ve 2 tatlı kaşığı tuz koyup kaynama noktasına getiriyoruz. Kabakları içine atarak 10-15 dk yumuşak şekilde haşlıyoruz. Yumuşak olsun ama dağılmasın. Sonrasında süzerek suyundan tamamen arındırıyoruz. Servis tabağına güzelce diziyoruz. Dilediğimiz miktarda zeytinyağı ve limonu çırparak karıştırıyoruz. Kabaklarımızın üzerine gezdiriyoruz. (Sarımsak koymayı tercih ederseniz onu da bu aşamada sosa katıp karıştırın) En son incecik kıyılmış dereotu serperek ve dilersek domatesle süsleyerek servis ediyoruz.
*Ne mutlu Türküm diyene cümlesini hiç bu kadar iliklerime işleyerek gururla söylememiştim sanırım. Ne mutlu böyle bir gençliğe sahip Türkiye Cumhuriyetine...
*Huzurlu bir ülkede huzurlu sofralarda buluşmak dileğiyle...
1 Haziran 2013 Cumartesi
...
Güzel ülkemde akıl almaz şeyler olurken içimden hiçbir paylaşım yapmak gelmiyor. Affınıza sığınıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)