18 Nisan 2013 Perşembe

Zeytinyağlı İç Bakla


Sevmeyeni daha çok olan bir sebze daha... Oysa ne kadar şifalı... Kansere yakalanma riskini azaltan, insülin seviyesini düzenleyen, kötü kolesterolü düşüren bir şifa deposu. Neden sevilmediğini pek anlayamasam da kızımla beraber zevkle yiyebildiğim bir sebze olduğu için  buraya da en taze haliyle gelsin istedim. Tazesi ayrı lezzetli, bu içi ayrı... Bazen bazı sebzeleri ne kadar da zevkle yiyoruz, canımız çeke çeke... Belki de vücudumuzu dinlemek lazım ara sıra, neye ihtiyacı varsa ona yönlendirebiliyor bizi... En çok sevdiğiniz sebzeleri bile bazen gözünüz görmek istemeyebilirken hep kaçındığınız kimi sebzeleri zevkle yerken bulabilirsiniz kendinizi. Benim favayla böyle bir ilişkim var mesela. Çok nadir olarak muhteşem yapılmışına denk geldiğimde zevkle yerken genelde tercih etmiyorum pek. Baklaya bayılırken üstelik... Ne kadar tuhaf bir varlık insanoğlu değil mi? Baştan ayağa çelişkiler yumağı... Hayatta yapmam dediğiniz her şeyi günün birinde yapabilirsiniz. Ne yiyip ne içtiğimiz kadar ağzımızdan çıkanlara da dikkat etmek gerek. İçimizi sadece yediklerimizle temiz tutamayız çünkü, içimizin her daim tertemiz kalması için fazlalıklardan arınıp gereksiz yükleri taşımaktan vazgeçebilmeliyiz. Sonrası için bahara sebzeli başlangıcımıza devam edip baklamızı pişirelim :)

Malzemeler:
1/2 kg taze iç bakla
1 soğan
1 yemek kaşığı un
1 limon
3 su bardağı su
1/2 demet dereotu
1 tatlı kaşığı toz şeker

Yapılışı:
Soğanı minik, yemeklik doğruyoruz. Zeytinyağında biraz kavuruyoruz. Yıkanmış baklamızı ekleyerek ikisini biraz çeviriyoruz. Un, limon suyu ve suyu çırpıp pürüzsüzleştiriyoruz. Baklaların üzerine gezdirip, şekerini serpiştiriyoruz. Düdüklüde işareti çıktıktan sonra 15 dk, yada tencerede baklalar iyice yumuşayana kadar pişiriyoruz. Tencerede pişirirseniz su azaldığında baklalar hala pişmemişse su ilavesi yapabilirsiniz. Piştikten sonra servisten önce ince kıyılmış dereotu serpiyoruz. 

* Dilinizden daima keşkesiz cümleler çıkmasını dilerim. Hayatınızdan ve sofranızdan 
"İYİKİ" ler hiç eksik olmasın. Ve birgün iyiki bu yemeği yaptım diyin :)



17 Nisan 2013 Çarşamba

Zeytinyağlı Enginar



Tam mevsimindeyken tadına doyulmayan enginarr... Kılçıklanmadan her fırsatta kah etli kah zeytinyağlı pişiriyorum. Kuzum sevmese de fiyatı bir türlü düşmese de vazgeçemiyorum. Her türlü sebzenin bolca bulunduğu bir şehirde yaşayan şanslı insanlardanız. Biz küçükken enginar var mıydı hiç hatırlamıyorum, çünkü evimizde hiç pişmedi. İzmir'de sevdiğim, zevkten bayılarak tükettiğim bir sebze. Neler neler yapılıyor enginarla, ne şifalar saklı her bir zerresinde. Pazarda atılan yaprakları, sapları bile aslında çok kıymetli. Yaprağından çay yapıp içenler var bildiğim kadarıyla. Bembeyazlığı çok narin, o yüzden limonlu suda bekletip çabucak pişirmek, kapağını hemen açmadan tenceresinde soğutmak gerekiyor. Ben düdüklüde pişiriyorum, sadece 10 dakika. Hem daha vitaminli pişiyor hem daha çabuk. Daha önce de bahsettiğim gibi bir fissler aşığı olarak mümkün olan herşeyi çabucak düdüklümde pişiriyorum ve lezzetine doyamıyorum. Bahar kokuları büyük bir zevkle tarif eklediğim blogumu da doldursun diye sizinle paylaşmak istedim. Siz de mutfağınıza baharı enginarla getirmek isterseniz buyrun benim pratik enginarıma:

Malzemeler:
6 çanak enginar
1 soğan
1 orta boy patates ( minik küpler halinde doğranmış)
2 küçük havuç ( minik küpler halinde doğranmış)
1 avuç taze bezelye
1 limon
2 bardak su
Tuz
1 çorba kaşığı un

Yapılışı:
Tenceremize zeytinyağı ve soğan, patates, bezelye, havucu alıp 1-2 dk çeviriyoruz. 1 limon sıktığımız suda yıkanmış enginarlarımızı bekletiyoruz. Sonra dikkatlice tenceremize enginarlarımızı çanaklarına sebzeleri doldurarak yerleştiriyoruz.
Unu enginarı beklettiğimiz sudan 2 bardak alarak tuz ilavesiyle çırpıyoruz ve pürüzsüz hale getiriyoruz. Tenceredeki enginarların üzerine gezdiriyoruz. Mümkün olduğunca bu sosun içinde kalsın enginarlar, o yüzden geniş bir tencere kullanın. Sonra düdüklümüzü kapatıp işareti çıktıktan sonra 10 dk pişiriyoruz. ( lütfen siz kullandığınız markaya göre ayarlayın, bu fissler için geçerlidir). Kapağını açmayarak tencerede soğutuyoruz. 
Ben bu tip düdüklüde pişirdiğim yemekleri, kapağını açtıktan sonra 1 müddet ağzı açık olarak kaynatıyorum. Böylece suyu helmelenip kaymaklaşıyor, tavsiye ederim. Bu küçük mutfak sırrımı da sizinle paylaştıktan sonra artık çatalları enginara daldırmalı...

*Muhteşem bir görüntü için bazen çok az çaba sarfetmek yeterlidir. Hayatınızdaki tüm mucizeler de çaba harcamanıza gerek kalmaksızın sizi bulsun :)


16 Nisan 2013 Salı

Eğlenceli Atıştırmalıklar


Çocuklar için kaynayan tencerelerin kalbinde olduğu bir mutfağınız varsa bugün biraz eğlenme vakti :) İster birlikte eğlenin, ister onlar gelmeden sürprizlerinizi hazırlayın. Eminim siz de beğenerek yiyeceksiniz. Fikirler tatlı mı tatlı, baştan uyarayım... Ama çocuğunuzu ara sıra da olsa bu tatlı keyiflerden mahrum bırakmıyorsanız en azından sizin ellerinizden çıkmış olanlarını yesinler bu seferlik... Sahip olup dolaplarıma sığdıramadığım onca mutfak eşyam varken kızımın oyuncaklarının burada gülümseme sebebi elbetteki bu tatlı atıştırmalıkları rengarenk sunup kızımı daha da mutlu edebilmek. Hayatımızdaki  kıymetlilerimiz için arada azıcık yorulsak inanın hiçbir şey kaybetmeyiz. Haydi mutfakta oyun vakti:)
Çikolatalı yufkaların tarifi Jale Balcı'nın Aperatif Menüler kitabından. Tüm kitaplarına bayılıyorumm. Tavsiyemdir.
Portakal şekerlemeleri ise yeni keşfettiğim kevserinmutfagi.com 'dan. İlk fırsatta inceleyin, harika bir site. Teşekkürler Kevser Hanım, muhteşem fikirlerle dolu bir siteniz var.

Çikolatalı çıtır yufkalar:

Malzemeler:
2 yufka (ben 1 yufka kullandım, 2 tepsi çıtır yufka elde ettim)
100 gr ince kıyılmış veya rendelenmiş çikolata ( ben damla çikolata kullandım ama bence kıyılmış çikolata daha güzel eriyeceği için onunla yapın)

Yapılışı:
Yufkalarımızı 15 cm genişliğinde parçalar halinde kesiyoruz. Yani 5 parmak eninde. Boyları bana fazla uzun geldiği için bu parçaları bir de ortadan kestim. Bir kenarına çikolataları ince uzun serpiyoruz. Sıkı bir şekilde rulo yapıyoruz. Rulonun sonundaki kısmı suyla ıslatarak yapıştırıyoruz.
180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Ben kalan parçaları da kare ve üçgen şekillerde kesek ortasına çikolata koyup kenarlarını yine suyla kapattım. Bir nevi çikolatalı cips yapmış oluyoruz. Bu cipslerin lavaştan yapılanları da zeytin ezmesiyle yapılanları da muhteşem oluyor. En yakın zamanda burada size gülümsemelerini umuyorum.

Portakal şekerlemesi:
Malzemeler:
2 portakalın kabuğu
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı su
Üzeri için tozşeker

Yapılışı:
Portakalın kabuklarını elimizden geldiğince beyaz kısımlarını almamaya çalışarak soyuyoruz. Ben kalan portakalı kızıma kahvaltısı için sıktım.
Bu kabukları ince uzun şeritler halinde kesiyoruz. Üzerini geçecek kadar su koyup 1 taşım kaynatarak bu suyu döküyoruz. Sonra yine üzerini geçecek kadar su koyup kaynatıyoruz ve suyunu yeniden döküyoruz. En son 1 bardak şeker ve 1 bardak suyla küçük bir tencereye alarak şeker eriyene kadar karıştırmak suretiyle pişirmeye başlıyoruz. Piştikçe suyu kıvamlanıp azalacak. Arada muhakkak karıştırın. Suyu artık ağdalı bir hal almaya başlayınca süzüyoruz. 1 tabağa döktüğümüz toz şekere bulayarak dinlenmeye alıyoruz. Sonra afiyetle yiyebiliriz. 

*Mutfağınızın da hayatınızın da tadı tuzu hep yerinde olsun :)





Çıtır Kabak Kızartması


Kabak altın tepside sunulsa yemeyecek insanlar var öyle değil mi? Bu kabağın, kerevizin, karnıbaharın, pırasanın çilesi nedir yani, ne çekti be bu sebzecikler... :) Neyse ki biz anne-kız her türlüsünü seviyoruz bu sebzelerin, bizden çekmediler yani.. Tarif Natali Gökyay'ın "Natali" kitabından. Daha önce de gece gündüz keki olarak yayınladığım kekin de kaynağı... Ne diyeyim, bayılıyorum bu kitaba... Sırf tariflere değil, anılara da... Bu kitabı kurcalarken hep dikkatimi çeken ama hiç denemediğim bu kabakları artık denemiş bulunuyorum. Bir daha sade kabak kızartmasını nasıl yerim bilmiyorum. Kitapta da yazdığı gibi altı üstü kabak kızartması deyip geçmeyin. Yapılışı da lezzeti de gerçekten çok özel. Dışı tıpkı bir börek yada balık gibi çıtır çıtır, içi ise sulu ve yumuşak.. Benim masamda mezeler sınıfında olsa da bence ana yemek bile olur, o kadar yani. 
Sevmiyorsanız kabağı, aman da böyle yiyin tadına doyamazsınız filan diyemiycem, kar etmez biliyorum.. Ama azıcık bile seviyorsanız emin olun böyle denemekle çok şey kazanacaksınız. Kabaktan tavşan çıkarmaya hazırsanız haydi mutfağa:

Malzemeler:
4-5 orta boy kabak ( benimkiler orta boydan biraz daha küçüktüler)
2 su bardağı un ( bana 1 su bardağı yetti)
1 silme tatlı kaşığı tuz

Kızartmak için:
1 su bardağı ayçiçek yağı 

Yapılışı:
Kabakları soyuyoruz. Yarım santim kalınlığında enlemesine kesiyoruz. Eğer boyları çok uzunsa ortadan keserek kısaltabilirsiniz. Yayvan bir tabakta un ve tuzu karıştırıyoruz. 2 kase de su hazırlıyoruz. Kabakları önce suya, sonra unlu karışıma, sonra tekrar suya tek tek batırıp çıkarıyoruz.( Evet yanlış okumadınız, aynen böyle yapıyoruz. Ben de kendimi bu tarifte bir hata olduğuna inandırmıştım, ama yok! Kabaklar sudan çıkınca patlayıp çatlamadan gayet güzel kızarıyorlar yağda. Sanırım bu çekilde hem unu sabitliyoruz hem nemi..) 2. Su kasesinden çıkan kabakları kızgın yağda önlü arkalı kızartıyoruz. Kağıt havlu üzerine çıkarıp sıcak servis ediyoruz. 

*Genelde sofrada yemeğini asla sıcak yiyemeyen kişidir "anne", Natali de bu kabakları hiç annesiyle yediğini hatırlamadığını yazmış kitaba, sıcak sıcak yiyin diyerek onun kızartmaya devam ettiğini ve en son kalan birkaç parçayı yiyebildiğini.. Ama bunu son derece keyifle yaptığını... Anneler yedirmekten, yemekten aldıklarından çok daha fazla keyif alıyorlar..

* Sırf bu cümle için, ilk kızarttıklarımı kızımla birlikte hüplettik, ben de bir yemeği kızımla beraber sıcak sıcak yemiş oldum... Kızartırken ağzımıza attığımız keyifli lokmaların tadı bir başka sanki.. En azından ben öyle umdum... Tatlı bir an kızımın belleğinde tatlı bir iz bırakır belki diyerek.....


14 Nisan 2013 Pazar

Focaccia

Sırf sabah uyandığımızda miss kokusuyla hazır olsun diye gecenin 2 buçuğuna kadar bekleyerek pişirdiğim focacciam.. Zahmetime değdi mi? Kesinlikle! Pizzanın atası olarak da adlandırılan nefis İtalyan yassı ekmeği... Pizzanın atasıyla benim fotoğrafımı elbette bağdaştıramayabilirsiniz. Çünkü normalde üstüne biberiye, domates,zeytin, kuru domates gibi çeşitli sebzelerin döşenerek pişirildiği bir ekmek. Ama gece gece tatsız olduğuna karar verince marmelata dönüştürmeye karar verdiğimiz iri çileklerimizi kahvaltıda yemeye can attığımız için ben sade bir focaccia pişirdim ve üzerine yalnızca deniz tuzuyla susam ekledim. Böyle de harika oldu. Ama kesinlikle bir dahakine üstü kalabalık bir ekmek yapmayı planlıyorum. Ekmek kokusuna uyanmak güzel de ekmek kokusuyla uyumak ciddi sabır işiymiş anladım.. Şeytan o sıcacık ekmeği otur ye dediyse de ona zorlukla da olsa kulak asmadım ve güzel ekmeğimi sarıp sarmalayarak sabahı bekledim. İzmir'de zaten hava azıcık güzel oldu mu açılan balkon sezonunu da bu ekmeklerin kraliçe oldukları bir bahar sofrasıyla açmış olduk.. Tarif www.kirkfirinekmek.com 'dan. Muhteşem bir site, diğer tarifleri denemek için sabırsızlanıyorum. Emeği geçenlerin ellerine sağlık..
Elbette sıcacık bir ramazan pidesinin yerini tutamaz ama yine de sofranızda bu leziz İtalyan'a yer vermek isterseniz elimizin hamuruyla mutfaktayız...

Malzemeler:
3 su bardağı beyaz un (benim yarım bardağa yakın fazladan eklemem gerekti)
1 tatlı kaşığı kuru maya
3/4 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı su
3-4 çorba kaşığı zeytinyağı ( ben 4 yemek kaşığı ekledim)
3 çorba kaşığı süt

Üzerine:
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı kuru fesleğen ( ben kullanmadım)
1 tutam deniz tuzu

Yapılışı:
Un, maya ve tuzu mikser kabına alıp alt üst ediyoruz. Oda sıcaklığındaki su, süt ve yağı ekleyerek 6-7 dk mikserin hamur yoğurma aparatıyla yoğuruyoruz. Elde yaparsanız en az 10 dk yoğurmanız gerekir. Yumuşak, kolay şekil alan, ele yapışmayan bir hamur elde etmeliyiz. Üzerini kapatarak ılık bir ortamda 1-2 saat mayalanmaya bırakıyoruz. Bu sürenin sonunda hamurumuz kabararak 2 katına çıkmış oluyor.
Sonra iyice unlanmış ( ben yağlı kağıt da koydum öyle unladım) fırın tepsisine alarak ellerimizi de gerektikçe unlamak suretiyle hamurumuza 1 cm kalınlığında yuvarlak veya oval şekil veriyoruz. Yeniden 30 dk ılık bir yerde mayalandırıyoruz. Sonrasında parmak uçlarımızla hamurda derin izler oluşturuyoruz. Parmak uçlarımızı batırıp çıkarıyoruz yani. Üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağını fırçayla sürüp istediğimiz malzemeyi döşüyoruz. Benim yaptığım gibi yapmak isterseniz deniz tuzu ve susam serpiştirin.Benim fırınım çok çabuk pişirdiği için tarifteki 230 derecede ısıtılmış fırın ölçüsünü kullanmadım. 180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirdim. Sonrasında ekmeğimi mutfak bezine sararak sabahı zor ettim :)

* Dünyanın en güzel keyifleri için mutlulukla uyanan 2 kişi yeter :))
*Balkonlar keyif içindir, bu keyfi es geçmeyinnn....



13 Nisan 2013 Cumartesi

Alman Pastası



Bu pastanın adı neden Alman Pastası bilen varsa beni de hayrına bilgilendirsin, çünkü mantıklı bir neden bulamadım. Evet Almanların meyve ağırlıklı tatlıları meşhur ama bunda meyve de yok... Vikipedi bile lal oldu yani o derece!! 
Bu tarif çok sevdiğim eski komşularımdan Feriha Abla'ya ait. Toplantılarımızda size ne yapayım diye sorduğu vakit hepimizin şiddetle Alman Pastasıııı diye diretmesi boşuna değil yanii. Tüm bloglarda şahane tarifler var, sırf fotoğrafa bakınca bile insanın ağzının suları akıyor. Bu işi gerçekten hakkıyla yapanları tenzih ederek bazen fotoğraftaki neticeyi elde etmek için çıktığımız yolun hüsranla sonuçlandığını söylemek isterim. Sebebi belki de bizim yeteneksizliğimizdir bilmiyorum ama bu tarif hayatın içinden.. Gözümüzle görüp bizzat tattığımız, defalarca denediğimiz cinslerden. Sonuçta olması gereken neticeyi bizzat görmüş olduğumuz tarifler daima başarılı olur, ilk denemede olmasa bile illa ki sonrasında olur. Tam bir tarif defteri tarifi yani :) Bazen Alman Pastasının mayalı versiyonlarını görüyorum, görüntüsü şahane, lezzeti de öyledir muhtemelen. Ben henüz denemedim. Kremalı olmasına rağmen yediğinizde ağır gelmiyor. 
Kek hamuruna yarım limon kabuğu rendesi koyuyorum  Feriha Ablamdan öğrendiğim gibi, tatlı bir hafiflik katıyor lezzetine ama istemezseniz koymayabilirsiniz.
Keki ortadan 2'ye kesmek de korkutmasın gözünüzü, bıçağı aynı yönde sistematik şekilde kullanmak yeterli gelir. Baharı Alman Pastasıyla kutluyoruuzz hadi işe koyulalım..

Malzemeler:
2 yumurta
2 çay bardağı şeker
3 çay bardağı un
1 çay bardağı yoğurt
125 gr eritilmiş margarin yada tereyağı
1 silme tatlı kaşığı karbonat
1/2 limon kabuğu rendesi (isteğe bağlı)

Kreması için:
1/2 kg süt
3 dolu çorba kaşığı un
1 çay bardağı toz şeker
Ateşten alınca bıçağın ucuyla tereyağı yada margarin ( yaklaşık 1 tatlı kaşığı yani)

Yapılışı:
Öncelikle kremamızı hazırlıyoruz. Şeker ve unu kuru kuru karıştırıp soğuk halde sütü azar azar el çırpıcısı yardımıyla ekliyoruz. Tenceremizi ateşe koyup karıştıra karıştıra pişiriyoruz. İyice koyulaşınca altını kapatıp yağı ekliyoruz ve eriyene kadar karıştırıyoruz. Arada kabuk tutmasını önlemek adına karıştırmayı unutmayarak soğumaya bırakıyoruz.
Kek için yumurta ve şekeri beyazlaşana kadar çırpıyoruz. Yağ ve yoğurdu ekleyip yine çırpıyoruz. Un, karbonat ve limon kabuğu rendesini de ilave edip düşük hızda yeniden karıştırıyoruz. Tabanına yağlı kağıt serilip kenarları da hafifçe yağlanmış 22 cm'lik kelepçeli kalıba hamuru boşaltıp 150-160 derecede ısıtılmış fırında kızarana dek pişiriyoruz. 
Fırından çıkınca üzerini örtüp hafif ılınmaya bırakıyoruz. Kekimizi henüz ılıkken ortadan 2'ye kesiyoruz. 
Kremamızı mikserle biraz çırparak canlandırıyoruz.
Kekin arasına kremamızı yayıyoruz. Diğer parçasını da üzerine kapatıyoruz. Soğuyunca buzdolabında dinlenmeye alıyoruz. Servis yapmadan önce üzerine bol pudra şekeri eliyoruz.

* Bir tarifin ustası olabilmek çok kıymetli bence. Ellerinizden çıkmış bir lezzetin sizinle özdeşleşip bu şekilde istenmesi de.. Sevgiyle, özenle yaptığınız her lezzetin sizin ellerinizden şiddetle talep edilmesini diliyorum.
*Neriman Ablanın kısırı, Özlem Ablanın brownie'si, Feriha Ablanın Alman Pastası... Tüm bu leziz tariflerle aslında mutlu anıları da kaydediyoruz tarif defterlerimize, ne mutlu...

Betty Style Semizotu Salatası


Semizotu artık tezgahlarda yerini almaya başladı, baharın gelişi ne kadar da rengarenk öyle değil mi? Sadece içimizi değil dışarıdaki dünyayı da renklendiriyor bahar... Semizotu salataları benim bahar-yaz favorilerim arasındadır. Muhteşem salataları hep sofradaki en güzel yemekleri bile gölgede bırakan anneciğimin lezzetine henüz ulaşamasam da ben de onun gibi salata yaparken katıp karıştırmayı seviyorum. Bu salata da böyle bir katıp karıştırma esnasında ortaya çıktı ve yiyen herkes tarafından çok beğenildi.. Bu durumda ben de artık bunu bir ölçülendireyim dedim. Tamamen doğaçlama ortaya çıkan bu salatayı belki bir de böyle denemek istersiniz. Bu arada tüm annelerin şu göz kararı olayı nedir çözemiyorum. Hep aynı lezzete ulaşan o gözün kararı nasıl bir karardır çözemedim. Hiç mi şaşmaz? Hiç mi değişmez? Ailemin maharetli kadınlarının elinden çıkma lezzetleri bir türlü onlar kadar lezzetli yapamamamın tüm mesuliyeti bu göz kararındadır haberiniz olsun!! Teyzemin çiğ köfteleri, mercimekli köfteleri, içli köfteleri; diğer teyzemin su böreği... Nasıl yapıyorsun? İşte ondan şöyle göz kararı, bundan böyle göz kararı... İsyanımmm vaaarrr... Hepsine ültimatomu verdim, ölçeceksiniz karrrdeşimmm... Bizler de bu lezzetleri gelecek nesillere böylece taşıyalımm yanii.. Hepsini bir mutfağa kapatıp tüm maharetlerini ölçülü biçili döktüresim var sormayın.. 
Neyse biz gelelim benim ölçülü biçili katıp karıştırma salatama:

Malzemeler:
1 demet yaprak yaprak ayıklanmış semizotu
1 türk kahvesi fincanı kuru börülce ( tuzlu suda dağılmayacak şekilde haşlanmış)
1/2 türk kahvesi fincanı arpa şehriye ( tuzlu suda yine dağılmayacak şekilde haşlanmış)
2 fazla iri olmayan domates ( küp küp doğranmış)
2 fazla iri olmayan salatalık ( kabuklu küp küp doğranmış)
2 yemek kaşığı kavrulmuş susam
Zeytinyağı- nar ekşisi-tuz

Yapılışı:
Temel olarak tüm malzemeyi güzelce karıştırıyoruz. Önemli olan nokta, börülce ve arpa şehriyeyi gerçekten dağılmadan haşlamak. Ve tuzlu suda haşlayıp bir miktar bu tuzu içlerine çekmelerini sağlamak. Haşlama esnasında daima bir gözünüz üstlerinde olsun ve arada karıştırın. Sırf buna dikkat etmediğim için çok börülcem dağıldı belirtmek isterim.
Evet salata sosuna limon koymadım, limon sanki semizotunun lezzetini başka bir şeye dönüştürüyor. 2-3 yemek kaşığı nar ekşisiyle tatlandırdım ve inanın lezzetiyle inanılmaz bütünleşti. Tabi sevmiyorsanız limon tercih edin. Ben prenses sevmediği için ekleyemesem de 1 diş ezilmiş sarımsak semizotu salatalarına çook yakışıyor. Denemediyseniz mutlaka deneyin.
Susam da tamamen opsiyonel. Ama yerken ağzınızda çıtlamaları güzel bir lezzet oluşturuyor. Kavrulmuş susamınız yoksa hemen yağsız tavada 2 dk'da hazırlayabilirsiniz.
Evveeet işte bu kadar, umarım bir gün de salatanızı böyle dener ve seversiniz.

* Anneler, lütfen göz kararlarınızı fincan, bardak, kaşık gibi biz garibanların da anlayabileceği ölçü birimlerine çevirinn!!
* Tüm yemeklerinizin damağınızda kalan mutlu anılarınız kadar lezzetli olmasını dilerim.