19 Haziran 2014 Perşembe
Çatlak Kurabiye
Birgün Kemeraltı'na gidelim annecim, "Zahmetsiz" yeriz. Neden zahmetsiz anne? Çünkü kılçıksız geliyor balık böylece zahmetsizce yiyoruz. Ama yapanlar için oldukça zahmetli!!!
Büyüdükçe hayatımda böylece durup düşündüğüm anlar çoğalıyor. Kalakalıyorum öylece, hep bakmadığım tarafı görüyor, hep düşünmemiş olduğumu önüme bırakıveriyor.
Bu kurabiyeler de oldukça zahmetsiz, hem yapan hem yiyen için üstelik :)) Az yağlı ve az şekerli, buradaki ölçü 1 tepsilik ölçü, fazlası için iki katına çıkarmalısınız. Tarifi hayatimdakidler.com 'dan aldım. İsterseniz oradaki tatlı anlatıma da bi göz atın :) Çok teşekkürler bu arada.
Haaa unutmadan; siz kurabiyelerin üzerine hafifçe bastırmayı unutmayın benim gibi olur mu?
Malzemeler:
1 yumurta
1 ajda çay bardağı toz şeker
1 yemek kaşığı oda sıcaklığında yumuşak tereyağı
1 pkt vanilya (ben kullanmıyorum)
1 pkt kabartma tozu
25 gr kakao
1,5 ajda çay bardağı un
1,5 yemek kaşığı süt
Üzeri için: Pudra şekeri
Yapılışı:
Öncelikle şeker ve yumurtayı mikserle güzelce çırpıyoruz. Tereyağını ilave edip birbirlerine karışana dek yeniden çırpıyoruz. Bu arada kuru malzemeleri bir kaba eliyoruz. Yağ-şeker-yumurta karışımına kuru malzemeleri ekleyip sütü de koyduktan sonra karışımımızı macun haline gelene dek karıştırıyoruz. Sütü fazla koyarsak kurabiyemiz keke dönüşebilir. Macun kıvamı sizi yanıltmasın çünkü bu karışım buzdolabında yarım saat kadar dinlendiğinde kolayca yuvarlanacak. O yüzden üzerini örtüp buzdolabında dinlendirme aşamasını lütfen atlamayın. ( buzlukta değil, dolabın normal kısmında dinlendiriyoruz)
Pudra şekerini eleyerek geniş ve hafif çukur bir tabağa alıyoruz.
2,5-3 cm boyunda ( küçük bir ceviz kadar) toplar yapıp her tarafını pudra şekerine buluyoruz. Yağlı kağıt serili tepsiye mutlaka aralık bırakarak diziyoruz. Üzerlerine hafifçe bastırıyoruz. Kurabiyelerimiz hafifçe yayılacakları için boşluk bırakıyoruz. Ben üzerlerine bastırmayı unuttuğum için biraz tombikçe oldular ama asla lezzetinden birşey kaybetmediler.
170 derecede önceden ısıtılmış fırında 9-10 dk kadar pişiriyoruz. 10 dk'yı aşmamak önemli çünkü o zaman kurabiyelerimizin içi yumuşak kalmaz.
Fırından ilk çıktıkları anda dokunsanız içine çöküverecek gibi yumuşak olmalılar, biraz beklediklerinde toparlandıklarını göreceksiniz. Eğer pişmediğini düşünürseniz ve pişme süresini uzatırsanız sonrasında kaya gibi sert kurabiyelere dönüşebilirler.
*Hayatında; bakmadığı yerleri gören, düşünmediklerini düşündüren, daima ilerlemek gerektiğini sürekli hatırlatan bir rehber lazım insana. Tabi mesele onun kim olduğunu da görebilmekte...
14 Haziran 2014 Cumartesi
Ev Yapımı Grissini
Ayy bu ne sıcak yahu diye hayıflanacağımız günler hayırlısıyla başladı. Her sabah şu caanım güneşi görmek her ne kadar insanın içini güzel bir enerjiyle doldursa da bugün ne yapıyoruz anne sorusunu her gün duyacağımız şu günlerde zaman zaman zor olacak kesin. Yine de görüp göreceğimiz zorluk bu olsun şikayet etmeyelim. Şu grissinileri kaç kere yaptım üstüste bilmiyorum. Tarif 40fırınekmek sitesinden, yıllardır hayal kırıklığına uğratmadı beni. Gevrekliğini hiç kaybetmiyor. Yapıp koyun mutfağa gelen giden tırtıklasın. Kraker yerine ellerinizden çıkan bu nefis grissinileri yesin çocuklarınız. Kurabiye kalıbıyla şekillendirip bir dip sosla servis etmek de bir sunum fikri olarak aklınızda bulunsun.
Malzemeler:
3 su bardağı beyaz un
1,5 tatlı kaşığı toz maya
1 silme tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı oda sıcaklığında su
5 çorba kaşığı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı çörekotu
2 tatlı kaşığı susam
Üzerine: dilerseniz 2 çorba kaşığı zeytinyağı ve 4 çorba kaşığı su karışımını çatalla çırpıp fırçayla sürebilirsiniz. Ben hiçbir şey sürmüyorum.
Yapılışı:
Tüm kuru malzemeleri geniş bir kapta harmanlıyoruz. Yağı ve azar azar suyu ekleyerek 7-8 dakika boyunca yoğuruyoruz. Oldukça yumuşak, elimize yapışmayan, kolayca şekil alan bir hamurumuz oluyor. Unun markasına ve cinsine göre değişebileceğinden suyu azar azar ekliyoruz, az gelirse yine azar azar ilave edebilirsiniz. Üzerini örterek ılık bir yerde 45-50 dk mayalandırıyoruz.
Sonrasında hamuru 2 parçaya ayırıyoruz. Un serpilmiş bir zeminde mümkün mertebe kare veya dikdörtgen şekilde oklavayla açıyoruz. İstediğimiz kalınlık 2-3 mm kadar.
Fırın tepsimizin boyutuna göre dilersek bu hamuru önce enine ikiye keserek daha kısa grissiniler yapabiliriz. Ya da uzun uzun direk keskin bir bıçakla kesebiliriz. Dilediğiniz kalınlıkta kesebilirsiniz, serçe parmağından daha kalın olmasın sadece. Ve ortalama aynı kalınlıkta kesmeye çalışın.
Yağlı kağıt serili bir tepsiye kestiğimiz her bir parçayı hafif sündürerek ve pişerken çekip küçülmesin diye baş ve uç kısımlarından hafifçe bastırarak sadece birbirlerine değmeyecek kadar alan bırakıp sıralıyoruz. Çok fazla aralık bırakmanıza gerek yok, yapışmasınlar yeter. Bu ölçülerle çok sıkı sıralarsanız 2 tepsi, yoksa 3 tepsi grissini elde edersiniz.
Tariften farklı olarak ben tepsi mayalandırması yapmadan direk 180-190 derecede önceden ısıtılmış fırına sürüyorum, daha çıtır ve fazla kabarmamış grissinilerim oluyor ve yemesi daha keyifli oluyor. Eğer üzerine yağ-su karışımından sürmek isterseniz de fırına vermeden hemen önce sürmelisiniz. Dediğim gibi ben sürmüyorum ve direk o şekilde fırına sürüyorum. Sonrasında fırından fırına değişebilmekle birlikte 15-18 dk arası pişiriyoruz. Gözünüz hep üzerinde olsun, asla kendi haline bırakmayın. Hele pişme süresinin sonlarına doğru bir anda renkleri koyulaşabilir. Hepsini pişirdikten sonra dilerseniz fırınınız soğurken içinde bırakarak daha kıtır olmalarını sağlayabilirsiniz. Ya da yerken size yumuşak gelirse yeniden fırınlayıp çıtırlaştırabilirsiniz. İçine susam ve çörek otu koymak tamamen opsiyonel, siz sade ya da dilediğiniz başka baharatlarla yapabilirsiniz.
*Yemekli misafirler için sade şekilde pişirip sofrada sunmak güzel bir atıştırmalık oluyor.
*Ev yapımı mutluluk kadar benzersiz bir haftasonu diliyorum.
13 Haziran 2014 Cuma
Beze
Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki değil güzel güzel yemek bloguna tarif eklemek, hayatına normal olarak devam edebilmek imkansızlaşıyor ... Her gün bir olay, her gün yeniden nefessiz kalmak... Her şeyin süt liman olmasını beklediğim sürece anladım ki eklenmeyi bekleyen bir sürü tarif durduğu yerde duracak. Kızıma bırakacağım resimli tarif defteri benim için burası. Sofrasında gördüğü, tattığı, sevdiği, şu an sevmediği ne varsa eklemeye çalışıyorum. O yüzden dilerim ki artık kötü günler geride kalmış olsun, yaklaşan ramazan'ın manevî huzuru her yanı sarsın.
Bugün okulların tatile girmesiyle birlikte pek çok annenin, anneannenin, babannenin mesaisi başladı, hepimize hayırlı uğurlu olsun. Çocuklarımızı aktiviteye boğmak, nefes alacak zaman bırakmamak benim tercih ettiğim bir durum değil. Can sıkıntısıyla başbaşa kalan bir çocuğun yaratıcılığı inanılmaz çalışmaya başlıyor. Her şey dozunda ve kararında güzel, o yüzden tatil kimse için işkenceye dönüşmesin. Ara sıra sıkılmalarına müsade edelim, çocuk olmanın tadını çıkarmalarına vesile olalım ...
Tatil tatlı başlasın tatlı bitsin dileğiyle evde illaki kalıp çoğu vakit çöpe giden yumurta beyazlarını hep yaptığım gibi bezeye dönüştürdüm. Aslında kolay olduğu için buraya eklemeye hiç tenezzül etmemiştim. Ama kızım öyle çok seviyor ki bunları, hem çocuklu evlerin nispeten sağlıklı olabilecek bir atıştırmalığı olması sebebiyle hem de bilmeyenler olabilir düşüncesiyle eklemeye karar verdim.
Malzemeler:
1 yumurta akı
1 fiske tuz
1 küçük çay bardağı toz şeker
Yapılışı:
Öncelikle yumurta beyazına tek damla bile sarısı karışmamış olmalı ve oda sıcaklığında olmalı. Sarısı karıştığı anda istediğimiz kabarıklığı hiç elde edemiyoruz.
Yumurta beyazı ve bir fiske tuzu tamamen kuru bir kaba alarak çırpmaya başlıyoruz. Yaklaşık 2-3 dk çırptıktan sonra toz şekeri 1 çorba kaşığı ekleyip çırpmaya devam ediyoruz, bu şekilde çırpmaya devam ederken 1'er dakika aralıklarla 1'er çorba kaşığı toz şeker ilave ediyoruz. Şeker tamamen bitinceye kadar aynı şekilde çırpmaya devam ediyoruz. Mikserin hızını yükselterek yumurta beyazları kabarıp mikserin ucunu kaldırdığımız zaman akmayana kadar çırpmaya devam ediyoruz.
Sonrasında yağlı kağıt serili bir tepsiye aralıklı olarak ister alt resimdeki gibi anne usulü çay veya tatlı kaşığıyla ( 1 çay kaşığı veya 1 tatlı kaşığı alarak parmağımızın ucuyla tepsiye sıyırmak suretiyle) ya da üst resimdeki gibi bir sıkma torbasına doldurarak şekilli sıkmak suretiyle 110 derecelik soğuk fırına atıyoruz. 1 saate yakın kontrollü olarak pişiriyoruz. Sonrasında fırın soğurken de içinde bırakıyoruz. Böylece dışı gevrek içi hafif sakızımsı bezelerimiz oluyor. Dilerseniz daha iri de yapabilirsiniz, ben minik yapmayı tercih ediyorum. Hem yemesi kolay oluyor hem pişmesi.
Ben kitchenaid marka mikser kullanıyorum, mikserinizin motoruna güveniyor olmalısınız, baya çalışacak zira :)
*Her yumurta beyazına 1 küçük çay bardağı toz şeker olacak şekilde miktarı arttırabilirsiniz.
*Ağız tadıyla geçen günlerin çok olduğu bir tatil diliyorum herkese...
4 Mayıs 2014 Pazar
Sucuklu Çıtır Yufka
Yağmurlu bir sabaha uyandık yine. Güneşi görmek nedense sebepsiz bir mutluluk veriyor insana, enerji yüklüyor. Belki bu yüzden küsmüştü yağmurlar bize, ama baktı ki artık yağmur yağdıkça şükreder olduk, esirgemez oldu kendini bizden... Her şey yerinde ve zamanında güzel... Kıymeti bilindikçe anlamlı...
Bugünkü tarif çok ama çok pratik. Kaç zamandır yapmazdım ki aklıma düşüverdi. Yıllar önce sweetkitchen adlı blogtan almıştım tarifi, kahvaltı, atıştırmalık, çay saati.. nereye koysanız uyar, yapması pek kolay, yemesi pek zevkli...
Burada 2 yufkalı vereceğim ölçü ile oldukça fazla çıtır yufka elde edeceksiniz, az bişey tadımlık yapayım caanım derseniz 1 yufka kullanın.
Malzemeler:
2 yufka
Su (yufkaları ıslatmak için)
Sucuk (incecik dilimlenmiş)
Yapılışı:
Tek yufka kullanacaksanız ortadan 2'ye kesin. 2 yufka ile yapıyorsanız öncelikle 1 yufkayı tezgaha seriyoruz. Her yerini güzelce su ile ıslatıyoruz, ister bir fırça yardımıyla ister elimizle. Yufka oldukça ıslak olacak. Aralıklarla incecik dilimlenmiş sucukları diziyoruz. Aralık ölçümüz 1 türk kahvesi fincanı ağzı ya da yuvarlak bir kalıp olacak.
Diğer yufkayı kuru olarak sucuklu yufkanın üzerine seriyoruz, hafifçe bastırıyoruz. Türk kahvesi fincanı ağzıyla yuvarlak daireler kesiyoruz, her dairenin ortasında sucuk parçası olmalı. Yağlı kağıt serili tepsiye diziyoruz ve 190-200 derecede ısıtılmış fırında 5 dk pişiriyoruz. Sonrasında sıcak servis ediyoruz.
*Sosisle de denenebilir belki, o zaman daha küçük yuvarlaklar yapabiliriz ya da 2 parça sosis koyabiliriz.
*Bazen yağmur bazen güneş aydınlatabilir içimizi, içimiz ışıklı olduktan sonra gerisi teferruat...
28 Nisan 2014 Pazartesi
Taze Naneli Çiğ Enginar Salatası
Hayatta denenmemiş ne çok şey var. Kimisi korkudan, kimisi önyargıdan, kimisi zamanı henüz gelmediğinden... Çiğ enginar bu yaşıma kadar yemediğim birşeydi. Hiç doğrarken ağzıma atmışlığım filan da yoktur hani kazayla. Kuzuma ise henüz sevdiremediğim belki tek sebze... Ta ki bu salatayı deneyene kadar. Tarifi, Küçük Mutfak Sırlarında tatlı tatlı tarifler veren Ece Hanım'a ait. Kendime hazırladığım koca çanağın yanında bir de kuzu boyu salata hazırladım. Tek farkı parmesansız ve balsamik sirkesiz olması. Nar ekşisiyle tatlandırdım onun salatasını. Valla bayıla bayıla yedi şapur şupur :) Mevsimi geçmeden belki denemek istersiniz, kendinize enteresan bir salata armağan etmek istersiniz :)
Ben kendi yaptığım haliyle anlatıcam bu tarifi, orijinalini turkmaxgurme.com ' da bulabilirsiniz.
Malzemeler:
1 demet bebek roka ( benim elimde o vardı onu kullandım, yoksa siz normal roka kullanın)
1/2 demet taze nane ( ayıklayıp yaprakları bütün olarak kullanıyoruz)
2 çanak enginar
1 limon (dilerseniz kabuğunu da rendeleyip ekleyebilirsiniz, ben koymadım)
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı balsamik sirke
Dilediğiniz kadar ince dilimlenmiş veya sebze soyucuyla traşlanmış parmesan
Yapılışı:
Yıkanmış, ayıklanmış, kurutulmuş rokalarımızı servis tabağına alıyoruz. Ben bütün olarak kullandım, dilerseniz irice doğrayabilirsiniz de.
Enginarları bir sebze soyucusuyla veya bıçakla incecik doğruyoruz. Rokaların üzerine alıyoruz. (Bekletmeniz gerekecekse mutlaka limonlu suya koyun ki kararmasınlar)
Taze naneleri ekliyoruz. Zeytinyağı, balsamik sirke, limon suyu, dilerseniz kabuğu ve tuzu bir kaba alıp güzelce karıştırıyoruz. Sosumuzu salataya ilave ediyoruz. En üste parmesanları alıyoruz ve afiyetle yiyoruz.
Enginar mutlaka kılçıksız olsun ki yerken keyfiniz kaçmasın. Çiğ enginardan bu lezzeti beklemezdim doğrusu, bu kombinde başka bişeye dönüşüyor.
*Gitmediğin yoldan gitsen, denenmemişi denesen ne olabilir en fazla? En kötüsü ne? Denememiş olmaktan kötüsü ne? Mutlu bir hafta olsun ...
26 Nisan 2014 Cumartesi
Elmalı Kurabiye
Bugün uzun bir yürüyüş yaptık kızımla, milyonlarca kez geçtiğim yollarda yine hiç farketmediğim ağaçları, çiçekleri, bir köşedeki lavanta öbeğini "görmemi" sağladı. Yere düşmüş, sofrada oldukça dekoratif duracak 2 parça sarı topçuklu dalı yerden aldı ve bu işine yarayabilir anne dedi :) Annesinin sofradaki en olmadık şeyleri en olmadık şekillerde ve yerlerde kullanma hastalığını farkedeli çok oldu elbette. Onlar an'da yaşıyolar çünkü, sağlam gözlemliyorlar. Yürüdüğümüz çimenlerdeki uğur böceklerini tek tek gösterdi bana; kırmızısı, turuncusu çeşit çeşit... Düşündüm, hayata dair korkularında dayandığı nokta ben miyim acaba? Güvendiği dağ? Anne olmak, sanki her şeyi bilmek, her şeye dayanmak, her sorunu çözmek elbisesi gibi... Görünmez bir elbise, her çocuğun kendi annesine giydirdiği... Ve her annenin aslında bu gücü tam da o evlattan aldığı gerçeği var bi de :) Hep önüne bakmak çocuklardan kazanabileceğimiz belki en önemli alışkanlık olsa gerek. Geçmişe, oraya, buraya takılmadan ilerlemek, razı olmak, önyargısız olmak...
Anne kurabiyesi olan elmalı kurabiyeyi değişik şekillere de soksak yine kokusunda çocuk olmak, evde anne sıcaklığı duymak... Hayat güzel, geleniyle gideniyle, kalanıyla yiteniyle güzell...
Bu güzel tarif karatava.com'dan, fırsatınız olursa inceleyin, harika bir site.
Malzemeler:
Hamur için:
1/2 pkt oda sıcaklığında yumuşak margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı yoğurt
1 yumurta
1,5 çay bardağı şeker
1 su bardağı nişasta (buğday nişastası kullandım)
3-3,5 su bardağı un ( azar azar eklemekte fayda var)
1/2 pkt kabartma tozu
1 pkt vanilya ( ben kullanmıyorum)
İçi için:
4 orta boy elma
5 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
1/2 çay bardağı rondoda çekilmiş ceviz
Yapılışı:
Öncelikle içi için elmaları soyup rendeliyoruz. Şekerle birlikte suyunu salıp çekene dek pişiriyoruz. Ateşten alınca tarçın ve cevizi ekleyip karıştırıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.
Dilerseniz cevizi daha iri taneli olacak şekilde havanda da dövebilirsiniz.
Hamur için önce sıvı malzemeleri kabaca elimizle karıştırıyoruz, sonrasında kuru malzemeleri ekleyerek yumuşak bir hamur yoğuruyoruz. Unu hep azar azar ve hamur kıvamını bulana dek ekliyoruz. Yani elimize artık yapışmayan ama aynı zamanda yumuşaklığını da koruyan bir hamur elde etmek istiyoruz.
Sonrasında hamuru 2 veya 3 parçaya ayırıp hafifçe unlanmış bir zeminde 1/2 cm kalınlığında açıyoruz. Yuvarlak bir kalıpla veya çay bardağı ağzıyla yuvarlaklar kesiyoruz.
1 yuvarlak parçanın üzerine 1 tatlı kaşığı kadar iç harcından koyuyoruz. (Dilerseniz daha fazla koyabilirsiniz tabi, kenarlardan fazla taşmayacak şekilde olsun yeter). Diğer yuvarlak parçanın tam ortasına artı şeklinde bıçakla kesik atıyoruz. Kenarlara kadar ulaşmayacak bu kesik, tam ortasında kalacak. Bu kesik atılmış parçayı iç malzemesi koyduğumuz parçanın üzerine kapatıyoruz. Kenarlardan çatalla bastırıyoruz ve kenarların yapışmasını sağlıyoruz. Bu çatalla bastırma aşamasını kurabiyeleri yağlı kağıt serili bir tepsiye dizdikten sonra yaparsanız kurabiyelerin yapışma riskini elemiş olursunuz. Çünkü zemini unlasanız bile kenarlara bastırınca hamur daha da inceleceği için hem şekilleri hem siniriniz bozulacak kurabiyeyi ordan kurtarmaya çalışırken. Hamuru 2-3 parçaya ayırıp açmamızın amacı tamamen işimizi kolaylaştırmak. Ben tek parça hamurun hakkından gelirim derseniz bu aşamayla uğraşmayın.
Tüm kurabiyeleri bu şekilde hazırladıktan sonra 170 derecede ısıtılmış fırında hafifçe pembeleşene dek pişiriyoruz. Bu tarz kurabiyelerin pişme ölçütü genelde altları oluyor. Altları pişince tamamdır diyebiliriz. Bu da 25-30 dk'lık bir süre olacaktır zannımca. Yine de fırından fırına değişebileceğinden takip etmekte fayda var.
Bu ölçülerle 2 tepsi kurabiye elde ediyoruz. Kestiğimiz yuvarlakların birazcık büyüyeceğini hesap etmekte fayda var, sonrasında dev gibi kurabiyeler istemiyorsak.
Kurabiyelerimiz soğuyunca üzerlerine pudra şekeri eliyoruz.
*Ben bu kurabiyeleri gevrek seviyorum. Pişirdiğim gün oldukça güzel ama ertesi gün yumuşamaya başlıyor. Bu kurabiyeler de öyle oldu. Böyle olmamasının bir yöntemi varsa da henüz ben keşfedemedim, bilginiz olsun..
*Yolunuza çıkan güzellikleri farketmenizi sağlayacak bir çift göz öyle kıymetli bişey ki, hayatınızdan eksilmesin...
24 Nisan 2014 Perşembe
Yoğurtlu Krep
Sabah krep yapma hevesiyle bi koşu mutfağa gitmek, malzemeleri çıkarırken dolapta süt olmadığını farketmek, yedek sütlerin durduğu yerden de hüsranla dönmek... Krep ve pankek tüm çocuklar için olduğu gibi benim kuzu için de bir numara. Yumurtası, sütü içinde; anneler için de bir numara. Kimi vakitler ilham perileri pek fısıldıyorlar kulağıma, uyduruk masallar anlatıveriyorum kuzuma. Ben ondan daha çok kendimi kaptırıyor olmalıyım ki bazen 3 boyutlu oluveriyoruz :) Sonra onun bir de tabak boyutu oluyor bizde :) Maviyle Lila onlar... Bugün içimden paylaşmak geldi onları da...
Mutfakta çare de bitmez hikaye de... Sütsüz kalırsanız bir krep gününde, deneyin yoğurtlusunu. Lezzeti harika, hele ev yoğurduyla yaparsanız daha başka...
Malzemeler:
1 yumurta
6 çorba kaşığı yoğurt
6 çorba kaşığı su ( eğer yoğurt ekşi değilse yoğurt suyu ekleyin)
1 çorba kaşığı sıvıyağ
5 çorba kaşığı un ( eğer size cıvık gelirse 1 çorba kaşığı daha ekleyebilirsiniz)
1/2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı toz şeker ( yoğurt ekşiyse ekşiliğini alması için)
Yapılışı:
Önce yumurtayı elde hafifçe çırpıyoruz. Yoğurt, su ve yağı ekleyip yine karıştırıyoruz. Sonra diğer malzemeleri de ekleyip yine elde karıştırıyoruz. Bu işlem için ben el çırpıcısı kullandım.
Hafifçe sıvıyağla yağlanmış bir tavaya birer kepçe dökerek pişiriyoruz. Bu ölçülerle 5-6 adet krep elde edebilirsiniz. Ben 20cm'lik bir tava kullandım. Her defasında tavaya biraz sıvıyağ koydum.
Kimi zaman harcın yarısına 1 tatlı kaşığı kakao ve 2 tatlı kaşığı şeker ekleyerek kakaolu krepler hazırlıyorum. ( Kullandığınız kakaonun markasına göre renk yoğunluğu değişebilir. Dikkat edeceğimiz nokta kakao'yu fazla kaçırıp acı yapmamak ve mutlaka biraz toz şekerle tatlandırmak)
*Ben Mavi ve Lila'nın kuyrukları için en sona kalan krebin harcına tatlı kaşığının ucuyla pancar suyu ekledim, az koymama rağmen tadını beğenmedi kuzucuk. Benim pancarımın ev yapımı ve sarımsaklı olmasının payı vardır bunda sanırım.
*Bir başka denememde krep harcının bir kısmına tarçın ilave ettim ve mis kokulu krepler elde ettim. Sıradaki hedefim vanilya eklenmiş krepler yapmak. ( Gerçek vanilya çubuğunun içindeki vanilya taneleriyle elbette, paketlerdeki sentetik tatlı vanilyaları hiç satın almıyorum)
*Hayatınızdaki maviler çok olsun, derinliğinden korkmayın, derininize çekin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)